Müzik, film, kitap ve Android için uygulamalar ve oyunlar için online satış hizmeti ve aynı zamanda bir de Cloud ortam oynatıcısı içerir. Bu servise web üzerinden, Android'lerde Play Store telefon uygulamasından ve Google TV'den ulaşılabilir.Satılan içeriklere de tüm bu uygulama ve platformlardan erişilebilir. Google Play, 2012 Mart'ında Android Market ve Google Müzik servislerinin birleştirilmesi ve marka değişimi ile duyuruldu.
Google Play
Müzik, film, kitap ve Android için uygulamalar ve oyunlar için online satış hizmeti ve aynı zamanda bir de Cloud ortam oynatıcısı içerir. Bu servise web üzerinden, Android'lerde Play Store telefon uygulamasından ve Google TV'den ulaşılabilir.Satılan içeriklere de tüm bu uygulama ve platformlardan erişilebilir. Google Play, 2012 Mart'ında Android Market ve Google Müzik servislerinin birleştirilmesi ve marka değişimi ile duyuruldu.
Google Adsense
Google AdSense, her aşamadaki internet sitesi yayıncılarının site içeriğiyle ilgili reklamları sitelerinde göstererek para kazanmalarını sağlayan bir Google ürünüdür. Reklamlar, ziyaretçilerin sitede aradıkları konulara ve ilgi alanlarına uygun olduğu için hem sayfaları zenginleştirir hem de siteden para kazanma olanağı sağlar.
AdSense, yayıncılara özelleştirilmiş web veya site araması da sunma imkanı sağlamaktadır. Böylece yayıncılar, arama sonuçları sayfalarında gösterilen reklamlar ile de para kazanabilir.
AdSense teknolojisi, sayfalara hedeflenmiş reklamlar yayınlamayı hedeflemektedir. Bu sebeple içerik değiştikçe reklamlar da değişir. Aynı şekilde yayıncı ücreti de reklam içeriğine göre değişir.
Gösterim ve tıklama başı olmak üzere 2 farklı kazanç şekli bulunmaktadır. Kazanç metodu reklam veren tarafından belirlenir.
Microsoft Office
Güncel sürümleri Windows için Office 2013 11 Aralık 2012 tarihinde, Mac OS X için Office 2011 ise 26 Ekim 2010 tarihinde piyasaya sürüldü.
Normalde Microsoft Office 2010'un sürüm numarasının "13.0" olması gerekiyordu ama Microsoft, 13'ün uğursuzluk getireceğine inandığı için bu sürümü "14.0" olarak belirledi.
Microsoft Office 2010 Beta 2 sürümü, 16 Kasım 2009 tarihinde MSDN ve Microsoft Connect sitelerinde, ardından 18 Kasım 2009 tarihinde Microsoft Office Beta web sitesinde yayınlandı. Office 2010'un sadece Windows'u destekleyecek olan sürümleri, hem 32 bit hem de 64 bit paketler şeklinde ayrı ayrı piyasaya sürülecektir. Microsoft, bu sürümü Nisan 2010'da piyasaya sürmeyi planlıyor. Ayrıca bu sürümün Mac OS X tabanlı paketinin ise 2010 Aralık ayında çıkması bekleniyor.
Bunun dışında Microsoft'un, bir sonraki sürümü "Office 15" kod adlı sürümü planlamaya başladığı söyleniyor.
TRT
Türkiye Cumhuriyeti'nde televizyon ve radyo yayıncılığı konusunda ilk örnekleri oluşturdu. Günümüzde, 24 saat 10 ayrı kanaldan televizyon yayını gerçekleştirmekte, ek olarak GAP TV alanında da Güneydoğu illerine özel yayın yapmaktadır. Radyo yayıncılığı olarak 12 ayrı kanaldan izleyicilerine ulaşmakta, yine 31 ayrı dilde dış ülkelerdeki izleyicilerine yönelmektedir.
Günümüzde, Türkiye Cumhuriyeti'nde yayın kuruluşları arasında en büyük haber oluşumuna sahiptir. TRT, günlük ortalama 11 saatlik haber ve haber program yayını yapmaktadır. Bunun yanı sıra oluşturduğu dizi film, belgesel, drama ve televizyon yapımları ile dünyanın sayılı yayın kuruluşları arasında yer almaktadır. İleri ölçüde yetişmiş yayıncı ve yapımcı kapasitesi ile özel yayın kuruluşlarını da desteklemiştir.
Tarihçe
TRT, 359 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Yasası ile 1964 yılında özerk kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum olarak, devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla kuruldu. İlk genel müdürü Adnan Öztrak oldu.
Radyo Yayınları
TRT'nin popüler müzik ile İstanbul stüdyolarından dönüşümlü olarak gerçekleştirilen programları yayınlayan radyosu İstanbul Radyosu'nun yayınlarını gerçekleştirdiği İstanbul Radyoevi.
İlk programlı radyo yayınına 1965 yılında geçildi ve bütün radyolar haber saatlerinde Ankara Radyosu'na bağlandılar. Aynı yıl bünyesinde "Türk Sanat ve Halk Müziği Danışma Kurulu" ve "Batı Müziği ve Çok Sesli Türk Müziği Danışma Kurulu" toplandılar. Seçim sonuçlarını vermek için ilk sabaha kadar yayın yine bu yıl yapıldı. 1966 yılında TRT kapalı devre televizyon eğitimi yayınları başladı. Spor haberleri ilk kez 1967 yılında haber bülteni ile birlikte verildi. Erzurum ve İzmir radyoları yine bu yıl içerisinde yayın hayatlarına başladılar. Televizyon yayınına yönelik çalışmalara hız verildi.
Televizyon Yayınları
31 Ocak 1968'de deneme mahiyetinde ilk televizyon yayınını Nuran Devres spikerliğinde Ankara'da gerçekleştirilmiştir.Nuran Devres'ın 1968'de yaptığı açılış konuşması şöyledir:"Burası 3.bant 5.kanaldan deneme yayınları yapan Ankara Televizyonu.Bugün 31 Ocak 1968.Bu akşamki deneme yayınlarına başlıyoruz." Televizyon yayınlarında ilerlemeye devam eden TRT, ilk canlı spor yayını, 1971 yılında İzmir'de oynanan Karşıyaka Spor Kulübü ile İstanbulspor arasında oynanan futbol maçını naklen vererek gerçekleştirdi.
1972 yılında televizyonda ilk kez "Bedava Dünya Gezisi" adlı yabancı dizi Türkçe seslendirildi. Reklam yayınlarına başlandı. Münih 1972 Olimpiyat Oyunları'nı vererek ilk dış naklen yayını gerçekleştirdi.
Özerkliğin Kaldırılması[değiştir]
1971 Muhtırası'nın ardından 1972'de anayasa değişikliği sırasında TRT'nin özerkliği kaldırıldı ve kurum, "tarafsız" bir kamu iktisadi kuruluşu olarak yeniden düzenlendi.
1970'ler
Televizyon yayınları 1974 yılında 7 güne çıkarıldı. 1974 Dünya Kupası TRT'de naklen yayınlanan ilk Dünya Kupası olarak kayda geçti.
Türkiye Radyoları "TRT 1" radyoları adı altında 24 saat kesintisiz ortak yayına başladı. 1975 yılında TRT'nin ilk kez katıldığı 20'nci Eurovision Şarkı Yarışması, Stokholm'den naklen verildi. İlk renkli televizyon yayını 1976'da gerçekleşti.
1980'ler
1980 yılınının son günü, yılbaşı gecesi oryantal Nesrin Topkapı ilk kez televizyona çıktı. 1984 yılında TRT tümüyle renkli yayına geçti. Yine aynı yıl radyolar da stereo yayına başladı. 1980'lerde TRT'nin yılbaşı özel programları popüler hale geldi ve özel kanalların açılmasına kadar en çok rating alan programlardan oldu.
Yeni televizyon kanalları
TRT'nin çoklu kanala geçmesiyle kanalların isimleri TV şeklinde anılmaya başladı: 1986'da haber ve kültür ağırlıklı yayın yapan TV2 (TRT 2), 1989'da ise spor programları, Anadolu'ya yönelik programlar ve TBMM yayınlarını veren TV3 (TRT 3 ve TRT Gap) kuruldu. 1990 yılında Telegün ismi ile teletekst yayınları devreye girdi. Aynı yıl müzik ve eğitim üzerine programlar yayınlayan TV4 (TRT-4) ve dünya üzerindeki tüm Türklere yönelik yayın yapmaya başlayan TV5 (TRT İnt Avrasya) kuruldu.
28 Eylül 1992'de kanallar yeniden TRT adını aldı. 2001 yılında TRT tüm logolarında değişikliğe gitti. TRT İnt Avrasya iki ayrı kanala ayrılarak TRT İnt ve TRT Türk olarak yayına yayına başladı.
2 Şubat 2006 tarihinde ise sayısal yayıncılığın test yayınına geçti. 2008 yılının Kasım ayında TRT Çocuk adlı çocuk televizyon kanalı, aynı yılın son günlerinde Kürtçe yayın yapan TRT 6 yayın hayatına başladı.
2009 yılında TRT 1, TRT 3 ve TRT 6 logolarını değiştirdi, ayrıca Nevruz bayramında Türk dillerini konuşan halklara hitap eden ve Azerice, Türkmence, Özbekçe, Kazakça, Kırgızca dillerinde programlar yayınlayan TRT Avaz, 18 Ekim 2009'da ise belgesel ve turizm programları yayınlayan TRT Belgesel adlı kanal yayına başladı. 4 Nisan 2010'da ise TRT'nin Arapça yayın yapan kanalı TRT Et-Türkiyye, 27 Mayıs 2010'da da TRT HD yayın hayatına başladı. 19 Mayıs 2012'de de TRT 1 HD yayın hayatına başladı,19 Ağustos 2012'de TRT 3D açıldı!
Vevo
Turkcell
Turkcell (söyleyiş: /ˈt̪yɾkˈsɛl/), Türkiye'nin ilk GSM, 2G ve 3G operatörüdür.GSM 900 teknolojisini kullanarak hizmet vermektedir. Kurulduğu günden bu yana, lisans bedeli de dahil olmak üzere, yurt içerisinde, 30 Eylül 2005 itibarıyla, yaklaşık 4,5 milyar Amerikan Doları yatırım yaptı. Turkcell'in CEO'luğunu 9 Ocak 2007'den beri Süreyya Ciliv yapmaktadır. Şirket, abone başına ayda 17,1 Amerikan Doları gelir elde etmektedir. Bir abonenin aylık konuşma oranı 220 dakikayı bulmaktadır. Bu verilere göre Turkcell'in aylık geliri 925 milyon TL'dir (2008 yılına ait bilançolara göre). Turkcell, 2011′in ikinci çeyrek sonuçlarına göre gelirlerini yüzde 8 artırarak 2,28 milyar TL'ye çıkarmıştır.28 Kasım 2008 tarihinde yapılan Üçüncü Nesil A Lisansı ihalesini Turkcell, 358 milyon € ile kazandı.
1994 yılının şubatında Turkcell Türkiyenin ilk GSM ağı olarak başladı.2012 nin 3. Çeyreğinde piyasanın %52.4 üne sahip oldu ve onun rakipleri Vodafone piyasanın %27.9unu i Avea ise %19.7 sine sahip oldu. Turkcell 11 temmuz 2000 yılından itibaren İstanbul borsasında hisselerini satışa çıkardığından beri New york Borsasında listelenen ilk Türk şirketi olmuştur. Turkcell in hissedar yapısı aşağıdaki gibidir:%51 Turkcell Holding A.Ş’ye ait, %0.05 Çukurova Holding A.Ş’ye , %13.07 Sonera Holding B.V ‘ye , %1.18 MV Holding A.Ş’ye aittir ve serbest payda ise %34.7 dir. 2011 aralığında Sonera Holding ve Çukurova Grup doğrudan ve dolaylı olarak sırasıyla Turkcell in hisse senedinin yaklaşık %37.1 ve %13.8 ini sahiplendiler.Çukurova grup 2005 yılının Mart ayında TeliaSonera’ya hissesinin büyük bir kısmını sattı. O zamandan beri bu iki firma anlaşıp anlaşamama konusunda tartışıyorlar.2009 yılının Ağustos ayında Uluslar arası Ticaret Odası Çukurova’nın Turkcell Holding içindeki kalan tüm hisselerini TeliaSonera ‘ya dağıtmasının gerektiği durumunda bir hüküm yayınladı. Turkcell uluslar arası alanda da GSM hizmetleri sağlamaktadır.Fintur Holding ile birlikte 9.6 milyon aboneye sahip ve Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan ve Moldova da TeliaSonera ile birlikte 30 Eylül 2007 de aday üyeliği bulunmaktadır. Turkcell çoğunluğu elinde bulunduran Ukrayna firması astelit le birlikte de 10.6 milyon aboneye sahiptir.
Turkcell 31 mart 2007 den itibaren 3000 den daha fazla şehri içeren canlı populasyonunun %100 ünü kapsamaktadır.Toplam populasyonun %97.21 ini ve Türkiye arazi alanlarının %80.44 ünü kapsamaktadır.
1994 yılının şubatında Turkcell Türkiyenin ilk GSM ağı olarak başladı.2012 nin 3. Çeyreğinde piyasanın %52.4 üne sahip oldu ve onun rakipleri Vodafone piyasanın %27.9unu i Avea ise %19.7 sine sahip oldu. Turkcell 11 temmuz 2000 yılından itibaren İstanbul borsasında hisselerini satışa çıkardığından beri New york Borsasında listelenen ilk Türk şirketi olmuştur. Turkcell in hissedar yapısı aşağıdaki gibidir:%51 Turkcell Holding A.Ş’ye ait, %0.05 Çukurova Holding A.Ş’ye , %13.07 Sonera Holding B.V ‘ye , %1.18 MV Holding A.Ş’ye aittir ve serbest payda ise %34.7 dir. 2011 aralığında Sonera Holding ve Çukurova Grup doğrudan ve dolaylı olarak sırasıyla Turkcell in hisse senedinin yaklaşık %37.1 ve %13.8 ini sahiplendiler.Çukurova grup 2005 yılının Mart ayında TeliaSonera’ya hissesinin büyük bir kısmını sattı. O zamandan beri bu iki firma anlaşıp anlaşamama konusunda tartışıyorlar.2009 yılının Ağustos ayında Uluslar arası Ticaret Odası Çukurova’nın Turkcell Holding içindeki kalan tüm hisselerini TeliaSonera ‘ya dağıtmasının gerektiği durumunda bir hüküm yayınladı. Turkcell uluslar arası alanda da GSM hizmetleri sağlamaktadır.Fintur Holding ile birlikte 9.6 milyon aboneye sahip ve Azerbaycan, Kazakistan, Gürcistan ve Moldova da TeliaSonera ile birlikte 30 Eylül 2007 de aday üyeliği bulunmaktadır. Turkcell çoğunluğu elinde bulunduran Ukrayna firması astelit le birlikte de 10.6 milyon aboneye sahiptir.
Turkcell 31 mart 2007 den itibaren 3000 den daha fazla şehri içeren canlı populasyonunun %100 ünü kapsamaktadır.Toplam populasyonun %97.21 ini ve Türkiye arazi alanlarının %80.44 ünü kapsamaktadır.
Samsung
Samsung, 1990'lı yıllarda, Kore dışında hızlı bir büyüme göstermiştir. Diğer Asya şirketlerinin aksine, 1997'deki Asya Ekonomik Krizi'ni neredeyse hasarsız atlatmıştır. Sadece Nissan tarafından kurulan Samsung Motor Co.'nun, Renault'a satışını gerçekleştirerek otomotiv işinden çıkması gerekmiştir. Bu dönemde Elektronik ve bileşenlerine yatırım yapılmış, Samsung Elektronik; grubu içerisinde bulunan en etkin şirket haline dönüştürülmüştür. Grubun inşaat şirketi de, bu dönemde, Kuala Lumpur'daki Petronas Kuleleri inşaatı ile dikkatleri üzerine çekmiştir.
Samsung Elektronik 2000-2005 yıllarında rekor büyüme ve kâr elde edip, dünyanın en değerli markaları sıralamasında 2. sırada yer almaktadır.
Amerika ve Avrupa'da birçok ürünü tasarım teknoloji ve patent ödülleri almıştır ve almaktadır. Elektronik, Televizyon, Telefon, Bilgisayar, Otomotiv, Tıp, Uzay Araştırmaları gibi birçok alanda faaliyet göstermektedir. Güney Korede uydu üretimini neredeyse tek başına Samsung yapmaktadır. Japon şirketleri ilede Japonya için uydu yapımında ortak olmuşlardır. Elektronik sektöründe Dijital kamera, DVD, Blu-Ray, VCD, Uydu alıcısı, DVD-CD üretimi, Beyaz eşya (Buzdolabı, Çamaşır, Bulaşık makinası), Bina yönetim sistemleri gibi çok çeşitli alanlarda üretim yapmaktadır. Televizyon sektöründe de uzun bir geçmişe sahip olan Samsung 1960'lı yıllardan beri televizyon üretimi yapmaktadır. LCD üretiminde pazar payının oldukça önemli bir bölümünü oluşturur. Birçok marka panel olarak Samsung panelleri televizyonlarında kullanmaktadır. Ayrıca Samsung 3D LED TV'nin geliştirilmesinde çok önemli bir rol oynamıştır.
Telekomünikasyon sektöründede cep telefonları ile rekabete giren Samsung telefon üretimi ve satışında ilk sıradadır. Kısa sürede telekomünikasyon sektöründe bu çıkışı yapmasının sebebi Ar-Ge yatırımının fazla olması üretimini ve modellerini kullanıcının isteğine göre düzenlemesi ve uygun fiyata yüksek teknolojili cihazlar üretmesidir. Ayrıca Güney Kore gibi bir ülkede üretim yapması ve telekominikasyon yeniliklerinin ilk ugulandığı ülkelerden birinde bulunması (3G, Mobil TV'yi uygulayan ilk ülkelerden biri güney korede 4G denemeleri yapılmaktadır) diğer telefon markalarının birkaç ay sonra çıkaracağı modelleri ve özellikteki telefonları çıkarmasında yardımcı olmaktadır. Ayrıca IBM den sonra en çok patent alan şirkettir. Son olarak samsung 2010 yılında çıkardığı Samsung Wave cep telefonunda kendi ürettiği işletim sistemi olan "Bada"yı kullanmış ve mobil telefon sektöründe yazılım işinede girerek alanlarını daha da çok genişletmektedir. 2011 yılı toplam ciro olarak 148 milyar dolarla dünyanın en büyük elektronik şirketidir. 2012 yılının üç çeyreğine göre akıllı telefon pazarında Apple'ı, toplam telefon satışlarında Nokia'yı geçerek pazarın lideri durumundadır.
Google Mirror - I'm elgooG
Elgoog'ta aranan karakterler ilk başta tersmiş gibi görünür ancak aslında madde başlangıcı sol yerine sağdan olduğu için böyle bir algılama oluşmuştur.
İlk zamanlarda sadece eğlence amaçlı ve Google'ı eleştirel bir yapı içerisinde olan Elgoog daha sonra normal bir arama motoru yapısına bürünmüş ancak Google kadar başarılı olamamıştır.
Birçok ülkede Elgoog'un kullanımı Çin menşeli olduğu düşüncesi ile kısıtlanmış ya da engellenmiştir.
Özellikle son yıllarda Çin merkezli Google'a saldırılar artmış buna bağlı olarak birçok arama motoru çıkarılmış ve çeşitli yöntemlerle Google'un faaliyetlerinin kısıtlanması planlanmıştır. Elgoog'un bu planların bir parçası olduğu kanısı internet dünyasında oldukça yaygındır.
Bluetooth Kulaklık
Bluetooth ismi eski Danimarka kralı Harald Blatand'ın adından esinlenerek konulmuş bir isimdir ve Türkçe karşılığı mavi diş'tir. WPAN (Wireless Personal Area Network) standardı üzerine bünyesinde geliştirilen, kablosuz bağlantı şekli olan Radyo Frekansı teknolojisidir(Radio Frekans Technology 'R.F.T.'). 2.4GHz ISM bandı (Industrial Scientific Medical Band), IEEE 802.11 ve
IEEE 802.15 radyo bantları üzerinde oluşturulan Kişisel Alan Ağları (Personal Area Network 'PANs') ile veri iletişiminin gerçekleştirilebildiği yeni nesil kablosuz veri iletişim/transferi teknolojisi standardıdır.
Bilindiği üzere Bluetooth teknoljisi; cep telefonu ,bilgisayar ,
PDA ve
Dijital Kamera gibi birçok elektronik cihazı kısa dalga radyo sinyalleri kullanarak dar band aralıkları aracılığı ile birbirine bağlar ve veri transferinin gerçekleşmesini sağlar.
Kablo bağlantısını ortada kaldıran Bluetooth, bilgisayar, çevre birimleri, ve diğer cihazların birbirleri ile kablo bağlantısı olmadan görüş doğrultusu dışında bile olsalar haberleşmelerine olanak sağlar. Bluetooth teknolojisi 2.4 ghz ISM frekans bandında çalışmakta olup, ses ve veri iletimi yapabilmektedir. Bluetooth 1.2 ile saniyede 721 Kbit'a kadar veri aktarabilirken son sürüm/versiyon olan Bluetooth 3.0 ile saniyede 481 Mbit'e kadar veri transferi gerçekleştirmek mümkün.
Bluetooth kendisinden önceki kablosuz bir şekilde veri transferini gerçekleştirmeye olanak tanıyan Kızıl Ötesi teknolojisi IRDA(Infrared Data Association)
ile saniyede 115 kbit hıza varacak şekilde veri transferlerini gerçekleştirebiliyordu. Fakat IrDA teknolojisinde mesafe en fazla 1 metreyi bulmakta fakat hızda bir okadar düşmektedir. İlk olarak Bluetooth 1.2 versiyona sahip ilk Bluetooth standardı ile hız 721 Kbit, mesafe ise 10 metre ile 100 metre arasına çıkmıştır. Sonraki sürümler ile mesafe aynı kalmış, ancak hız yükselmiştir.
1994 yılında Bluetooth Ericsson firması tarafından geliştirildi, cep telefonları ve diğer mobil cihazları kablosuz birbirine bağlamak ve iletişim kurmak için.
Bluetooth özelliği bulunan cihazların finansal çıkar sağlama amacıyla, kişisel gizli bilgileri ele geçirmeye yönelik tehditlere maruz kalabilirler.
Phishing saldırılarıda ciddi güvenlik riski taşıyor.
Mobil cihazları hedefleyen kötü amaçları kodların hem sayısında hem de ciddiyetinde artış olması bekleniyor. Özellikle Bluetooth özelliği bulunan cihazların açıklarını araştıran birçok grup bulunmakta.
Bluetooth, uluslararası standartlara uygun bir telsiz iletim sistemidir. Bluetooth ile çok küçük cihazlar bile telsiz yönetilebiliyor ve kontrol edilebiliyor.
Üreticiler yoğun bir şekilde bu teknolojiyi dizüstü bilgisayarlarda, ceptelefonlarda ve aksesuarlarda kullanıyorlar.
1994 senesinde Ericsson şirketi ceptelefonları ile aksesuarları arasında iletişim kurabilecek ucuz ve elektrik sarfiyatı düşük olan bir telsiz teknolojisi fikrini araştırmaya başladı. Amaç konforsuz, birbirine uyumsuz ve sık sık arızalanan kablolu bağlantıların yerini alacak telsiz bir teknoloji geliştirmekti.
Araştırmanın pozitif sonuçları ardından
1998 senesinde beş şirket; Ericsson, Nokia, IBM, Toshiba ve Intel "Special Interest Group" (SIG)'u kurdu. Bu grup ilerleyen aylarda Bluetooth'un lisanslama kurallarını belirledi. Şimdiye kadar SIG'e 3com, Lucent,
Microsoft,
Motorola, B&O, Volvo ve
Sony gibi 1900'ün üzerinde şirket katıldı.
Bluetooth ismi
10. yüzyılda yaşamış Viking kralı Harald Blåtand'dan esinlenerek oluşturulmuş. Blåtand, Danca(İskandinavca)'da "Mavi Diş" ingilizce Bluetooth anlamına geliyor. Bluetooth teknolojisinin geliştirilmesinde İskandinav şirketlerinin büyük emeği geçtiği için, zamanında Danimarka'yı ve
Norveç'i birleştirip Hıristiyanlaştıran ve Danimarka kültürüne yeni bir standart getiren Blåtand'ın ismi kullanılmış.
Aynı anda sekize kadar cihaz birbiriyle karşılıklı iletişim kurabiliyor. Kullanılabilecek hizmetlerden birkaçtanesi: Audio-Gateway (PC), Network bağlantıları, Fax, kulaklık, senkronizasyon ve dizüstü bilgisayar, avuçiçi bilgisayar ve ceptelefonu arasında veri transferi, vb. İmkanlar çok geniş ve gittikçe genişletiliyor.
İki Bluetooth cihazının birbiriyle iletim kurmadan önce karşılıklı tanımlanmaları gerekiyor. Bunun için cihazlar bir "tanımlama modu" nda birbirini bulmalı ve bir "tanımlama kodu" ile bağlanmalılar. Böylece çevredeki diğer cihazlarla istenmiyen bağlantılar engellenmiş olur.
Bluetooth cihazları üç ayrı veri sınıfına ayrılıyorlar:
Class 1, cihazları en fazla 100 miliwatt'la çalışıyorlar ve 100 metreye kadar veri iletebiliyorlar.
Class 2, cihazları en fazla 2,5 miliwatt'la 30 metreye kadar yayın verebiliyorlar.
Class 3, cihazları en fazla 1 miliwatt'la 10 metreye kadar ulaşabiliyorlar.
Veriler birden fazla senkron ve bir asenkron veri kanalından iletiliyor. Senkron kanallar iki yönde herbiri 64kBit/s hızla çalışıyor ve özellikle ses iletimi için kullanılıyorlar. Asenkron veri kanalı bir yönde en fazla 721kBit/s ve diğer yönde en fazla 57,6kBit/s hızında çalışıyor. Bu kanalda opsiyonel kullanılabilen simetrik iletme ile çift yönlü 432,6kBit/s hız mümkün. Böylece Bluetooth'un toplam veri kapasitesi 1MBit/s.
Bluetooth'un 10 metrelik yayın mesafesi dışardan birisinin veri iletimine girmesi için cihaza çok yakınlaşmasını gerektiriyor. Bu nedenle Bluetooth çok güvenli sayılabilir.
Bilindiği üzere Bluetooth teknoljisi; cep telefonu ,bilgisayar ,
PDA ve
Dijital Kamera gibi birçok elektronik cihazı kısa dalga radyo sinyalleri kullanarak dar band aralıkları aracılığı ile birbirine bağlar ve veri transferinin gerçekleşmesini sağlar.
Kablo bağlantısını ortada kaldıran Bluetooth, bilgisayar, çevre birimleri, ve diğer cihazların birbirleri ile kablo bağlantısı olmadan görüş doğrultusu dışında bile olsalar haberleşmelerine olanak sağlar. Bluetooth teknolojisi 2.4 ghz ISM frekans bandında çalışmakta olup, ses ve veri iletimi yapabilmektedir. Bluetooth 1.2 ile saniyede 721 Kbit'a kadar veri aktarabilirken son sürüm/versiyon olan Bluetooth 3.0 ile saniyede 481 Mbit'e kadar veri transferi gerçekleştirmek mümkün.
Bluetooth kendisinden önceki kablosuz bir şekilde veri transferini gerçekleştirmeye olanak tanıyan Kızıl Ötesi teknolojisi IRDA(Infrared Data Association)
ile saniyede 115 kbit hıza varacak şekilde veri transferlerini gerçekleştirebiliyordu. Fakat IrDA teknolojisinde mesafe en fazla 1 metreyi bulmakta fakat hızda bir okadar düşmektedir. İlk olarak Bluetooth 1.2 versiyona sahip ilk Bluetooth standardı ile hız 721 Kbit, mesafe ise 10 metre ile 100 metre arasına çıkmıştır. Sonraki sürümler ile mesafe aynı kalmış, ancak hız yükselmiştir.
1994 yılında Bluetooth Ericsson firması tarafından geliştirildi, cep telefonları ve diğer mobil cihazları kablosuz birbirine bağlamak ve iletişim kurmak için.
Bluetooth özelliği bulunan cihazların finansal çıkar sağlama amacıyla, kişisel gizli bilgileri ele geçirmeye yönelik tehditlere maruz kalabilirler.
Phishing saldırılarıda ciddi güvenlik riski taşıyor.
Mobil cihazları hedefleyen kötü amaçları kodların hem sayısında hem de ciddiyetinde artış olması bekleniyor. Özellikle Bluetooth özelliği bulunan cihazların açıklarını araştıran birçok grup bulunmakta.
Bluetooth, uluslararası standartlara uygun bir telsiz iletim sistemidir. Bluetooth ile çok küçük cihazlar bile telsiz yönetilebiliyor ve kontrol edilebiliyor.
Üreticiler yoğun bir şekilde bu teknolojiyi dizüstü bilgisayarlarda, ceptelefonlarda ve aksesuarlarda kullanıyorlar.
Tarihçe
1994 senesinde Ericsson şirketi ceptelefonları ile aksesuarları arasında iletişim kurabilecek ucuz ve elektrik sarfiyatı düşük olan bir telsiz teknolojisi fikrini araştırmaya başladı. Amaç konforsuz, birbirine uyumsuz ve sık sık arızalanan kablolu bağlantıların yerini alacak telsiz bir teknoloji geliştirmekti.
Araştırmanın pozitif sonuçları ardından
1998 senesinde beş şirket; Ericsson, Nokia, IBM, Toshiba ve Intel "Special Interest Group" (SIG)'u kurdu. Bu grup ilerleyen aylarda Bluetooth'un lisanslama kurallarını belirledi. Şimdiye kadar SIG'e 3com, Lucent,
Microsoft,
Motorola, B&O, Volvo ve
Sony gibi 1900'ün üzerinde şirket katıldı.
Bluetooth ismi
10. yüzyılda yaşamış Viking kralı Harald Blåtand'dan esinlenerek oluşturulmuş. Blåtand, Danca(İskandinavca)'da "Mavi Diş" ingilizce Bluetooth anlamına geliyor. Bluetooth teknolojisinin geliştirilmesinde İskandinav şirketlerinin büyük emeği geçtiği için, zamanında Danimarka'yı ve
Norveç'i birleştirip Hıristiyanlaştıran ve Danimarka kültürüne yeni bir standart getiren Blåtand'ın ismi kullanılmış.
İletim Teknolojisi
Bluetooth cihazları 2.4GHz ISM (Industrial Scientific Medical Band) bandı üzerinde IEEE 802.15 ve IEEE 802.11 sinyal aralıklarında çalışıyor. ISM, Fransa hariç, tüm dünyada herkes tarafından lisanssız kullanılabilir. Başka uygulamalarda bu bandı kullanabildiği için karşılıklı çakışmalar olabilir. Özellikle WLAN (kablosuz ağ) Bluetooth'tan kötü yönde etkilenebilir. Ama Bluetooth WLAN'dan etkilenmemektedir.Aynı anda sekize kadar cihaz birbiriyle karşılıklı iletişim kurabiliyor. Kullanılabilecek hizmetlerden birkaçtanesi: Audio-Gateway (PC), Network bağlantıları, Fax, kulaklık, senkronizasyon ve dizüstü bilgisayar, avuçiçi bilgisayar ve ceptelefonu arasında veri transferi, vb. İmkanlar çok geniş ve gittikçe genişletiliyor.
İki Bluetooth cihazının birbiriyle iletim kurmadan önce karşılıklı tanımlanmaları gerekiyor. Bunun için cihazlar bir "tanımlama modu" nda birbirini bulmalı ve bir "tanımlama kodu" ile bağlanmalılar. Böylece çevredeki diğer cihazlarla istenmiyen bağlantılar engellenmiş olur.
Bluetooth cihazları üç ayrı veri sınıfına ayrılıyorlar:
Class 1, cihazları en fazla 100 miliwatt'la çalışıyorlar ve 100 metreye kadar veri iletebiliyorlar.
Class 2, cihazları en fazla 2,5 miliwatt'la 30 metreye kadar yayın verebiliyorlar.
Class 3, cihazları en fazla 1 miliwatt'la 10 metreye kadar ulaşabiliyorlar.
Veriler birden fazla senkron ve bir asenkron veri kanalından iletiliyor. Senkron kanallar iki yönde herbiri 64kBit/s hızla çalışıyor ve özellikle ses iletimi için kullanılıyorlar. Asenkron veri kanalı bir yönde en fazla 721kBit/s ve diğer yönde en fazla 57,6kBit/s hızında çalışıyor. Bu kanalda opsiyonel kullanılabilen simetrik iletme ile çift yönlü 432,6kBit/s hız mümkün. Böylece Bluetooth'un toplam veri kapasitesi 1MBit/s.
Güvenlik
Tüm iletilen veriler en fazla 128Bit'lik kodlamayla şifrelenebilir. Tanımlama için yine 128 Bit'lik şifreleme kullanılıyor. Her Bluetooth cihazının kendisine ait 48Bit'lik tanımlaması var. Böylece dünya çapında 281 trilyon cihaz birbirinden ayırtedilebilir.Bluetooth'un 10 metrelik yayın mesafesi dışardan birisinin veri iletimine girmesi için cihaza çok yakınlaşmasını gerektiriyor. Bu nedenle Bluetooth çok güvenli sayılabilir.
Beklentiler
Yönetimi, şifrelemeyi ve alıcı ve verici teknolojisini çok küçük bir modülde birleştiren ve üstelik çok ucuz olan Bluetooth teknolojisini yakın gelecekte her cihazın içinde bulmak mümkün olacaktır. Harcanılan enerjinin düşük olması ve Bluetooth 3.0 versiyonu ile artık veri transfer mesafesinin uzaması ve ayrıca veri transfer hızının yine 3.0 versiyon ile saniyede 480 MB'ı buluyor olması gelip geçici bir teknoloji olmadığının ve devamlı olarak kendisini geliştirerek ihtiyaçlara tam cevap verecek şekilde kabloları ortadan kaldırabileceği görülmektedir.Kulaklık
Kulaklık, daha çok hoparlör yerine kullanılan ve oluşturduğu sesleri kullanan kişinin dışında başka kişilerin pek duyamadığı, bilgisayar ya da herhangi bir müzik aleti üzerindeki jaklardan yararlanılarak kullanılan aygıt.
Genellikle kullanım amaçları, kullanan kişi dışında başka kişileri rahatsız etmemektir. Verdikleri ses çok yakından işitilebilir. Bunlar mono ya da stereo olarak üretilirler.
Paris
PARİS
Paris, Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir. Sen Nehri'nin üzerine, Paris Havzası'nın ortasına kurulmuştur. Paris'te ikamet edenlere Parisien(ne) diye hitap edilir. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel yaşamı ile bilinen Paris, aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yer almakta ve uluslararası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkenti olan Paris, "Işık Şehir" (Ville Lumière) diye de anılmaktadır.
Ekran kartı
Ekran kartı, bilgisayarın görüntü vermesini sağlayan birimidir. Ekran kartları harici ISA, VLB, PCI, AGP veya PCI-Express veriyollarını kullanan PC kartları olarak veya anakart üzerinde chipset içerisinde yerleşik olarak bulunmaktadır.
Günümüzde ekran kartları için Gpu üreten iki büyük firma bulunmaktadır. Nvidia ve Ati aralarındaki sürekli rekabetten dolayı her geçen gün Gpu mimarilerini güçlendirmekte ve kapasitelerini arttırmaktadır.
Bileşenler:
Görüntü işlemcisi (GPU Graphics Processing Unit)
Görüntü belleği veya Video-RAM
RAMDAC (Random Access Memory Digital/Analog Converter)
Harici görüntü kartları için bağlantı türü
Tarih :
RIVA TNT 32 MB'lık görüntü kartı
Görüntü kartı ilk olarak seri üretilen Apple II Mikrobilgisayar'da kullanılmıştır. IBM firması 1981 yılında tek renge sahip görüntü kartına sahip PC'leri piyasaya sürmüştür (MDA Monochrome Display Adapter). Daha sonra Hercules firması 1982 yılında daha yetenekli görüntü kartı olan Hercules Graphics Card adında ürününü piyasaya sürdü. İlk renkli görüntü standartları sırası ile
1981 yılında CGA (Color Graphics Adapter),
1984 yılında EGA (Enhanced Graphics Adapter)
PS/2 modeller için MCGA ve VGA (Video Graphics Array)
1989 sonrası IBM firması görüntü kartı standardı geliştirmedeki gücünü yitirmiştir. Günümüzde bütün PC'lere ait ekran kartları VGA modunu (yani 16 renkli 640 x 480 piksel) desteklemektedir.
VGA standardını 1.280 x 1.024 piksel çözünürlüğe ve 16 Bit renk derinliğine sahip günümüz bilgisayarlarında kullanılan VESA (Video Electronics Standards Association) takip etmiştir.
SVGA, XGA vb. gibi tanımlamalar daha sonra geliştirilen görüntü kartı standartlarını değil, monitor yani görüntü biriminin desteklediği çözünürlüğü tanımlamak için kullanılmakradır. (Örneğin XGA:1024 x 768 Piksel)
İlk başlarda yazı tabanlı (Text mode) geliştirilen görüntü modları daha sonra piksel tabanlı olarak geliştirilmeye başlanmıştır.
Görüntü kartı ile monitörün bağlandığı nokta
1990 yılında itibaren Görüntü işlemcisine (GPU Graphics Processing Unit) sahip görüntü kartları geliştirilmeye başlanmıştır.
1996 yılında Kaliforniya'lı 3dfx Interactive tarafından 3D hızlandırıcılı 3dfx Voodoo Graphics görüntü chipsetleri geliştirilmiştir. Bu chipsetler sayesinde bilgisayarlar ile 3. boyut aleminde geometrik şekillerin ve doku eşlemi (Texture mapping) işlemleri gerçekleştirilmiştir.
Artan 3D performans ihtiyacından dolayı Multi-GPU tekniği yani SLI ve Crossfire teknikleri geliştirilmiştir. Bu teknikler sayesinde birden fazla görüntü işlemcisi parelel olarak tek kart üzerinde bulunabilmektedir.
Güç gereksinimi :
Ekran kartlarının görüntü işleme gücündeki artış, aynı oranda güç gereksinimlerine de yansımıştır. Mevcut yüksek performans sınıfı ekran kartları büyük miktarda güç tüketmektedir. Merkezi işlemci birimi ve güç kaynağı üreticileri son zamanlarda verimliliğe daha fazla önem verirken; grafik işlemci birimlerinin güç ihtiyacı artmaya devam etmiştir, başka bir deyişle ekran kartı artık bir bilgisayardaki en fazla güç tüketen donanım olabilmektedir. Esasen güç kaynakları giderek güçlenmesine rağmen, PCI-Express (Pci-e) bağlantısının yarattığı kısıtlama nedeniyle güç destekleri 75 Watt ile sınırlıdır. Günümüzde, 75 Watt üzeri güç tüketen ekran kartları genellikle güç kaynağına direkt olarak bağlanma özelliği bulunan 6 pin (75 Watt) ya da 8 pin (150 Watt) kombinasyonlu soketler içerirler.
Donanım arabirimleri :
IBM uyumlu
ISA
VESA Local Bus
PCI
AGP
PCI-Express
Diğer bilgisayar platformları
nuBus Apple Macintosh
Zorro-Bus Amiga
Harici görüntü kartları için kullanılan bağlantı türleri :
VGA-Out
DVI-Out
HDMI-Out
Mini HDMI-Out
Dısplay Port
TV-Out
Component-Out
TV-In
S-Video
Günümüzde ekran kartları için Gpu üreten iki büyük firma bulunmaktadır. Nvidia ve Ati aralarındaki sürekli rekabetten dolayı her geçen gün Gpu mimarilerini güçlendirmekte ve kapasitelerini arttırmaktadır.
Bileşenler:
Görüntü işlemcisi (GPU Graphics Processing Unit)
Görüntü belleği veya Video-RAM
RAMDAC (Random Access Memory Digital/Analog Converter)
Harici görüntü kartları için bağlantı türü
Tarih :
RIVA TNT 32 MB'lık görüntü kartı
Görüntü kartı ilk olarak seri üretilen Apple II Mikrobilgisayar'da kullanılmıştır. IBM firması 1981 yılında tek renge sahip görüntü kartına sahip PC'leri piyasaya sürmüştür (MDA Monochrome Display Adapter). Daha sonra Hercules firması 1982 yılında daha yetenekli görüntü kartı olan Hercules Graphics Card adında ürününü piyasaya sürdü. İlk renkli görüntü standartları sırası ile
1981 yılında CGA (Color Graphics Adapter),
1984 yılında EGA (Enhanced Graphics Adapter)
PS/2 modeller için MCGA ve VGA (Video Graphics Array)
1989 sonrası IBM firması görüntü kartı standardı geliştirmedeki gücünü yitirmiştir. Günümüzde bütün PC'lere ait ekran kartları VGA modunu (yani 16 renkli 640 x 480 piksel) desteklemektedir.
VGA standardını 1.280 x 1.024 piksel çözünürlüğe ve 16 Bit renk derinliğine sahip günümüz bilgisayarlarında kullanılan VESA (Video Electronics Standards Association) takip etmiştir.
SVGA, XGA vb. gibi tanımlamalar daha sonra geliştirilen görüntü kartı standartlarını değil, monitor yani görüntü biriminin desteklediği çözünürlüğü tanımlamak için kullanılmakradır. (Örneğin XGA:1024 x 768 Piksel)
Görüntü kartı ile monitörün bağlandığı nokta
1990 yılında itibaren Görüntü işlemcisine (GPU Graphics Processing Unit) sahip görüntü kartları geliştirilmeye başlanmıştır.
Artan 3D performans ihtiyacından dolayı Multi-GPU tekniği yani SLI ve Crossfire teknikleri geliştirilmiştir. Bu teknikler sayesinde birden fazla görüntü işlemcisi parelel olarak tek kart üzerinde bulunabilmektedir.
Güç gereksinimi :
Ekran kartlarının görüntü işleme gücündeki artış, aynı oranda güç gereksinimlerine de yansımıştır. Mevcut yüksek performans sınıfı ekran kartları büyük miktarda güç tüketmektedir. Merkezi işlemci birimi ve güç kaynağı üreticileri son zamanlarda verimliliğe daha fazla önem verirken; grafik işlemci birimlerinin güç ihtiyacı artmaya devam etmiştir, başka bir deyişle ekran kartı artık bir bilgisayardaki en fazla güç tüketen donanım olabilmektedir. Esasen güç kaynakları giderek güçlenmesine rağmen, PCI-Express (Pci-e) bağlantısının yarattığı kısıtlama nedeniyle güç destekleri 75 Watt ile sınırlıdır. Günümüzde, 75 Watt üzeri güç tüketen ekran kartları genellikle güç kaynağına direkt olarak bağlanma özelliği bulunan 6 pin (75 Watt) ya da 8 pin (150 Watt) kombinasyonlu soketler içerirler.
Donanım arabirimleri :
IBM uyumlu
ISA
VESA Local Bus
PCI
AGP
PCI-Express
Diğer bilgisayar platformları
nuBus Apple Macintosh
Zorro-Bus Amiga
Harici görüntü kartları için kullanılan bağlantı türleri :
VGA-Out
DVI-Out
HDMI-Out
Mini HDMI-Out
Dısplay Port
TV-Out
Component-Out
TV-In
S-Video
Bilgisayar monitörü
Ekran modları :
Bilgisayar kullanılırken monitörlerde iki tür ekran moduyla karşılaşılır. Bu ekran modları Text modu ve Grafik modudur.
Text modu: Text modunda ekran 25 satır ve 80 sütundan oluşur. Yani her satıra en fazla 80 karakter yazılabilir. DOS işletim sistemi text modda çalışan bir işletim sistemidir.
Grafik modu: Grafik modu, Microsoft Windows işletim sisteminin çalıştığı ortamdır. Monitör ekranı pixellerden (noktalardan) oluşur. Pixel sayısı ne kadar fazla ise netlik o kadar artar. Nokta sayısı yoğunluğuna çözünürlük denir. Çözünürlük azaldıkça netlik azalır ve görüntü bozulur.
Monitör türleri :
Monitörler iki tiptedir. CRT ve daha modern olan LCD monitörler. CRT monitörlerin boyutları bir televizyon gibi, oldukça büyüktür. LCD monitörler ise çok daha incedir.
CRT monitörler :
17 inçlik CRT monitör
CRT monitör
Bir monitörün en önemli parçası çeşitli elektronik devrelerle birlikte CRT (Chatode Ray Tube – Katot Işınlı Tüp) denilen havası boşaltılmış ve ön yüzeyi binlerce fosfor noktacığından (dot) oluşan koni şeklindeki tüptür.
| 17 İnçlik CRT monitör |
Tabanca içerisindeki katot levhaları tel fleman (ısıtıcı) ile ısıtılır ve tüp içerisinde serbestçe dolaşan elektron bulutu oluşturulur. Negatif kutuplandırılan katotlar ile pozitif kutuplandırılan ekranın iç yüzeyi arasında büyük bir gerilim farkı uygulandığında katotlarda oluşan elektronlar dış yüzeye doğru fırlar.
Sabit olarak yerleştirilen odaklama elemanları bu elektronları bir araya getirerek bir ışın halinde ekran orta yüzeyinde odaklar. Bu ışını ekranın istenilen taraflarına yönlendirmek için elektron tabancasının etrafında yatay ve dikey saptırma bobinleri bulunur. İşte bu ışının ön yüzeyde gezdirilmesi suretiyle ortaya görüntüler çıkar.
Ekran kartından sinyal geldiği müddetçe bu ışında monitörün sol üst köşesinden başlayarak fosfor ile kaplı ön yüzeyi tarar. Burada verecek çinko oksit türevi kullanılır. Noktanın hızlı hareketi görüntüyü oluşturur. Gözümüz gecikmeli algıladığı için görüntü oluşur.
| CRT Monitör |
Renkli monitörlerde renklerin oluşması için üç temel renk (kırmızı-yeşil-mavi) kullanılır. Her renk için elektron tabancası içerisinde bir ışın demeti oluşturan eleman vardır. Ayrıca ekran yüzeyi de üç ayrı renkten oluşan fosfor tabakasından oluşur. Bu tabakalar delikli bir maskenin arasından aydınlatılır. Hassas bir şekilde ayarlanan bu deliklerde her renge ait ışın demeti sadece o renge çarpar.
Monitördeki her nokta üç ayrı renkteki fosfor damlacığından oluşur. Bu üç fosfor damlacığı da bir araya gelerek “pixel” leri oluşturur. Birbirine en yakın aynı renkteki iki noktanın merkezleri arasındaki uzaklığa “dot pitch” denir. Nokta aralığı anlamına gelen bu ifadenin bu günkü değerleri 0.24 mm ile 0.28 mm arasında değişmektedir. Bu değerlerin küçük olması görüntü kalitesinin artması anlamına gelir.
Interlaced ve Non-Interlaced monitör
Interlaced CRT monitörlerde önce tek satırların daha sonra da çift satırların tazelendiği bir tarama şekli kullanılmaktadır. Bu yöntem ekran çözünürlüğünü arttırmak için uygun bir yöntemdir, fakat ekranda titreşime sebep olunmaktadır.
Non-interlaced monitörlerde ekranın üstünden altına doğru bir döngüyle her satır tazelenir. Bu olay titreşimi azaltmaktadır ve günümüzde bu tip monitörler kullanılmaktadır.
256, Yüksek ve Gerçek Renkler
Monitörde görüntülenen renk sayısı ekran kartının hafızası ile ilgilidir. 256, yüksek ve gerçek renk terimleri renk bilgisini depolamak için kullanılan bit sayısını ifade eder. Bit sayısının fazlalığı, renk sayısının ve aynı zamanda video RAM’in fazlalığı demektir.
256 renk 8 bit’i kullanır ve ekranda sadece 256 farklı renk görünür. Yüksek (high) renk 16 bit’i kullanır ve ekranda 65536 (64K) renk görüntülenir. Gerçek (true) renk 24 bit kullanır ve ekranda 16 milyon ren görüntülenir. 16 ve 24 bit arasındaki fark insan gözü tarafından algılanmaz.
Ekran kartı için gereken video RAM miktarı şu şekilde formüle edilebilir:
yatay çözünürlük x dikey çözünürlük x 1 pixel için gereken byte miktarı = ekran kartında bulunması gereken minimum ram miktarı (byte)
16 renkte: 1 pixel için 0,5 byte 256 renkte : 1 pixel için 1 byte 64K renkte: 1 pixel için 2 byte 16,7 milyon renkte: 1 pixel için 3 byte gerekir. Mesela: 16,7 milyon renk ve 1024 x 768 çözünürlük
1024 x 768 x 3 = 2,359,296 byte = 2,4 MB (yaklaşık) video RAM gerekmektedir. Dolayısıyla piyasada bu sınırın üzerinde 4 MB ekran kartı bulunduğundan en azından bunun kullanılması gerekmektedir
Monitör boyutları :
Aşağıda küçükten büyüğe olmak üzere monitör boyutları verilmiştir.
15 inç-38 cm ekran
17 inç-43 "
19 inç-48 "
22 inç-56 "
26 inç-66 "
32 inç-82 "
40 inç-102 "
42 inç-106 "
Monitör ekranının büyüklüğü yapılacak işe ve amaca göre seçilmelidir. Normal kullanım için en ideal ekran boyutu 17 inçtir. Eğer bilgisayarda daha çok şekil, grafik, plan, proje çizimleri yapılacak veya oyun oynanacak ise ekran boyutu büyük olan monitörler (19 inç, 21 inç vb.) tercih edilmelidir. Büyüklükle beraber monitör çözünürlüğüne (yüksek çözünürlüğe sahip monitörlerin görüntüleri daha kalitelidir) ve ekran kartının özelliklerine (bellek miktarı, işlemci hızı vb.) de dikkat edilmelidir.
Fare (bilgisayar)
Fare ya da mouse, genellikle avuç içinde tutulan, hareketleri bilgisayar ekranındaki imlecin hareketlerini kontrol eden, bilgi giriş aygıtı. Fare modeline göre üzerinde bir veya daha fazla sayıda tuş ve tekerlek bulunabilir. İlk bilgisayar faresi 1964 yılında Douglas Engelbart tarafından yapıldı. Fare el hareketlerini mekanik, LED'li optik, laserli optik yöntemle algılayabilir. Fare elde ettiği bilgileri bilgisayara kablo, kızılötesi, radyo dalgalar veya Bluetooth ile aktarabilir.
Programın yapısına göre bazen menü seçmek veya ekran içerisinde çalışılacak noktaya gidebilmek klavyedeki gösterge tuşlarıyla uzun zaman alabilir. Bu işlemin hızlandırılmasında görev alır.


İsimlendirme :
Bu konuyla ilgili ilk yayın olan 1965 yılı Bill English'in yayımında, "fare"; bir işaretleme aracı olarak "bilgisayar destekli ekran kontrolü" olarak geçmiştir The Compact Oxford English Dictionary (3. basım) ve The American Heritage Dictionary of the English Language 'in 3. basımında, computer mice ve computer mouses ( bilgisayar fareleri) terimleri bilgisayar faresinin çoğul formları olarak onaylanmnıştır. Bazı teknik belge yazarları tarafından "fare araçları" ya da "genel işaretleme araçları" olarak kullanılmaktadır.
Ayrıca günümüzde de fare (mouse) mimarlık , mühendislik gibi birçok alanda kullanılan programlar için çeşitli şekillerde ve fonksiyonlarda üretilmeye başlanmıştır. Sağ ve sol tuşa ek olarak mercek(zoom) görevi görebilen tekerlek ve birden fazla görevi olan ek tuşlar konulmuştur.
3D max, rhino gibi modelleme programlarında da zamandan tasarruf için bu fareler (mouses) tercih edilmektedir.
Bilgisayara bağlanma şekline göre fare türleri :
Kablolu fareler :
Bilgisayarın ilk zamanında seri port ve AUTOEXEC.BAT dosyalarına özel eklenen sürücüler ile çalışan fareler, zamanla PS/2 adlı porta alınmış ve çoğu işletim sisteminde alt seviyelerde desteklenmeye başlamıştır.
Günümüzde çoğu kablolu fare bilgisayara USB portundan bağlanır. Ayrıca çeşitli adaptörler vasıtasıyla USB girişler PS/2'ye ya da tam tersine dönüştürülebilir.Günümüzde en çok kullanılan fare çeşididir.
Kablosuz fareler
Kızılötesi fareler :
Bu fareler, bilgisayar ile iletişiminde bir kızılötesi sistem kullanır. Sistem, bilgisayarın seri, PS/2 veya USB portuna takılır, fare ise sistemle kızılötesi ışınlar ile iletişim kurar. Eğer fare ile sistem arasına bir cisim girerse, fare hareketleri hissedilmeyecektir. Bu tür farelerden günümüzde satılmaktadır.
Radyo dalgalı fareler :
Kızılötesi farelerden farklı olarak bu fareler iletişim için kızılötesi ışın yerine radyo sinyalleri kullanırlar. Kapsama alanları genelde onlarca metre civarındadır.
Bluetooth fareler :
Bu fareler, kimi bilgisayarlar ile entegre gelen Bluetooth kablosuz teknolojisini kullanarak iletişim kurarlar. İlk iki türe göre büyük bir avantajları vardır: Standart bir protokol kullandığı için her cihazla kullanılabilir (PC, Apple ve hatta Pocket PC) Bu herkes tarafından kabul edilmistir.
3D fareler :
1990'lı yılların sonlarında Kantek firması ilk 3D ring faresini tanıttı. Yüzük şeklinde parmağa takılan ve 3tuşa sahip olan bu aygıt üstündeki kızılötesi ışık ile parmak hareketini algılamaktaydı. Ancak yeterli ve verimli bir fare olmayı başaramadığı için popüler olamadı.Üstünde çalışmalar hala sürmektedir.
Hareketi algılama şekline göre türleri :
Mekanik fareler :
Topu ve hareketli parçalari vardir.
Optik fareler :
Optik fare: Mekanik bir fare olduğu gibi iç hareketli parçalar yerine hareketin altında yatan yüzeye göre tespit etmek, bir ışık yayan diyot ve fotodiyotlar kullanır.
LED'li optik fareler :
Bu tür fareler altlarında bulunan LED'in yaydığı ışığın yansıması ile hareketi algılarlar. En üst modelleri 1000-1600 dpi gibi yüksek hassaslığa varabilir.
Lazerli optik fareler :
Bu tür fareler altlarında bulunan lazer ışık kaynağının yaydığı ışıklar vasıtasıyla hareketi algılarlar. İmleç hareketlerine çok yüksek hassasiyet isteyenler için uygun bir seçenektir. Hassasiyetleri 3000 dpi ve üzerine çıkabilir. Hareketi algılama şekline göre fareleri üçe ayırırsak en pahalı tür lazerli optik farelerdir.
Dokunsal fareler :
Logitech firması 2000 yılında titreşimi sağlayan küçük bir işletici içeren dokunsal fare (tactile mouse)'yi tanıttı. Bu fare, örneğin pencere sınır geçişlerinde dokunsal geri dönüşler ile kullanıcının duyusal arayüzünü arttıracaktı. Dokunarak sörf yapmak kullanıcının derinlik ve sertligi hissedebilmesini gerektirir. Bu özellik ilk elektroreolojik dokunsal fare ile sağlandı, fakat ürün piyasaya sunulmadı.
Touchpad :
Ana madde: Dokunmatik teknolojisi
Touchpad birimi genellikle dizüstü bilgisayarlarda görülür. Dizüstü bilgisayarlarının klavyelerinin hemen alt tarafında bulunur. Yaklaşık 5 x 5 kadar hassas alanı vardır. Kullanıcı parmağını bu hassas temas üzerinde temas ettirerek işaretçinin hareketi sağlanır. Tıklama işlemi hassas olan bölgede parmakla iki kez vurmasıyla sağlanır.
Trackpad :
Bir tür Touchpad çeşidi.
Apple şirketinin ürettiği dizüstü bilgisyarlarda touchpad işlevini görür. Çoğunlukla Multi-Touch (Çoklu Dokunma) teknolojisiyle üretilmiştir. Halen satışı devam etmekte olan teknolojik fare dir.
Programın yapısına göre bazen menü seçmek veya ekran içerisinde çalışılacak noktaya gidebilmek klavyedeki gösterge tuşlarıyla uzun zaman alabilir. Bu işlemin hızlandırılmasında görev alır.
İsimlendirme :
Bu konuyla ilgili ilk yayın olan 1965 yılı Bill English'in yayımında, "fare"; bir işaretleme aracı olarak "bilgisayar destekli ekran kontrolü" olarak geçmiştir The Compact Oxford English Dictionary (3. basım) ve The American Heritage Dictionary of the English Language 'in 3. basımında, computer mice ve computer mouses ( bilgisayar fareleri) terimleri bilgisayar faresinin çoğul formları olarak onaylanmnıştır. Bazı teknik belge yazarları tarafından "fare araçları" ya da "genel işaretleme araçları" olarak kullanılmaktadır.
Ayrıca günümüzde de fare (mouse) mimarlık , mühendislik gibi birçok alanda kullanılan programlar için çeşitli şekillerde ve fonksiyonlarda üretilmeye başlanmıştır. Sağ ve sol tuşa ek olarak mercek(zoom) görevi görebilen tekerlek ve birden fazla görevi olan ek tuşlar konulmuştur.
3D max, rhino gibi modelleme programlarında da zamandan tasarruf için bu fareler (mouses) tercih edilmektedir.
Bilgisayara bağlanma şekline göre fare türleri :
Kablolu fareler :
Bilgisayarın ilk zamanında seri port ve AUTOEXEC.BAT dosyalarına özel eklenen sürücüler ile çalışan fareler, zamanla PS/2 adlı porta alınmış ve çoğu işletim sisteminde alt seviyelerde desteklenmeye başlamıştır.
Günümüzde çoğu kablolu fare bilgisayara USB portundan bağlanır. Ayrıca çeşitli adaptörler vasıtasıyla USB girişler PS/2'ye ya da tam tersine dönüştürülebilir.Günümüzde en çok kullanılan fare çeşididir.
Kablosuz fareler
Kızılötesi fareler :
Bu fareler, bilgisayar ile iletişiminde bir kızılötesi sistem kullanır. Sistem, bilgisayarın seri, PS/2 veya USB portuna takılır, fare ise sistemle kızılötesi ışınlar ile iletişim kurar. Eğer fare ile sistem arasına bir cisim girerse, fare hareketleri hissedilmeyecektir. Bu tür farelerden günümüzde satılmaktadır.
Radyo dalgalı fareler :
Kızılötesi farelerden farklı olarak bu fareler iletişim için kızılötesi ışın yerine radyo sinyalleri kullanırlar. Kapsama alanları genelde onlarca metre civarındadır.
Bluetooth fareler :
Bu fareler, kimi bilgisayarlar ile entegre gelen Bluetooth kablosuz teknolojisini kullanarak iletişim kurarlar. İlk iki türe göre büyük bir avantajları vardır: Standart bir protokol kullandığı için her cihazla kullanılabilir (PC, Apple ve hatta Pocket PC) Bu herkes tarafından kabul edilmistir.
3D fareler :
1990'lı yılların sonlarında Kantek firması ilk 3D ring faresini tanıttı. Yüzük şeklinde parmağa takılan ve 3tuşa sahip olan bu aygıt üstündeki kızılötesi ışık ile parmak hareketini algılamaktaydı. Ancak yeterli ve verimli bir fare olmayı başaramadığı için popüler olamadı.Üstünde çalışmalar hala sürmektedir.
Hareketi algılama şekline göre türleri :
Mekanik fareler :
Topu ve hareketli parçalari vardir.
Optik fareler :
Optik fare: Mekanik bir fare olduğu gibi iç hareketli parçalar yerine hareketin altında yatan yüzeye göre tespit etmek, bir ışık yayan diyot ve fotodiyotlar kullanır.
LED'li optik fareler :
Bu tür fareler altlarında bulunan LED'in yaydığı ışığın yansıması ile hareketi algılarlar. En üst modelleri 1000-1600 dpi gibi yüksek hassaslığa varabilir.
Lazerli optik fareler :
Bu tür fareler altlarında bulunan lazer ışık kaynağının yaydığı ışıklar vasıtasıyla hareketi algılarlar. İmleç hareketlerine çok yüksek hassasiyet isteyenler için uygun bir seçenektir. Hassasiyetleri 3000 dpi ve üzerine çıkabilir. Hareketi algılama şekline göre fareleri üçe ayırırsak en pahalı tür lazerli optik farelerdir.
Dokunsal fareler :
Logitech firması 2000 yılında titreşimi sağlayan küçük bir işletici içeren dokunsal fare (tactile mouse)'yi tanıttı. Bu fare, örneğin pencere sınır geçişlerinde dokunsal geri dönüşler ile kullanıcının duyusal arayüzünü arttıracaktı. Dokunarak sörf yapmak kullanıcının derinlik ve sertligi hissedebilmesini gerektirir. Bu özellik ilk elektroreolojik dokunsal fare ile sağlandı, fakat ürün piyasaya sunulmadı.
Touchpad :
Ana madde: Dokunmatik teknolojisi
Touchpad birimi genellikle dizüstü bilgisayarlarda görülür. Dizüstü bilgisayarlarının klavyelerinin hemen alt tarafında bulunur. Yaklaşık 5 x 5 kadar hassas alanı vardır. Kullanıcı parmağını bu hassas temas üzerinde temas ettirerek işaretçinin hareketi sağlanır. Tıklama işlemi hassas olan bölgede parmakla iki kez vurmasıyla sağlanır.
Trackpad :
Bir tür Touchpad çeşidi.
Apple şirketinin ürettiği dizüstü bilgisyarlarda touchpad işlevini görür. Çoğunlukla Multi-Touch (Çoklu Dokunma) teknolojisiyle üretilmiştir. Halen satışı devam etmekte olan teknolojik fare dir.
Klavye (bilgisayar)
Klavye (bilgisayar)
.
Tuştakımı ya da klavye (İngilizce: Keyboard; Fransızca: Clavier) bilgisayarın en önemli giriş ögesidir. Üzerinde harfler, rakamlar, işaretler ve bazı işlevleri bulunan tuşlar vardır. Türkçeye özel iki tür tuş düzenlemesi vardır: F klavye ve Q klavye.
Çalışması :
Tuştakımında her tuşa iki kod atanmıştır (Hex kodu). Tuşa basınca oluştur kodu tetiklenir. Tuş bırakıldığı zamanda bitir kodu tetiklenir. Karakter atamaları kod sayfalarında saklıdır. Bunlar her tuş koduna belirli bir karakter karşılığı düşürürler. KEYB komutu basit anlamda klavyeden gönderilen her kod için uygun bir karakter atamakta kullanılan bir tabloyu yükler.Bu işlemi çok hızlı zaman içinde gerçekleştirdiğinden bize kolay bir iş gibi gelir.Ancak yukarıda anlatıldığı gibi karışık bir işlemi vardır.

Q Türkçe tuştakımı 91Q Klavye ve F Klavye (Türkçe Daktilo Klavyesi) olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir.
.
Tuştakımı ya da klavye (İngilizce: Keyboard; Fransızca: Clavier) bilgisayarın en önemli giriş ögesidir. Üzerinde harfler, rakamlar, işaretler ve bazı işlevleri bulunan tuşlar vardır. Türkçeye özel iki tür tuş düzenlemesi vardır: F klavye ve Q klavye.
Çalışması :
Tuştakımında her tuşa iki kod atanmıştır (Hex kodu). Tuşa basınca oluştur kodu tetiklenir. Tuş bırakıldığı zamanda bitir kodu tetiklenir. Karakter atamaları kod sayfalarında saklıdır. Bunlar her tuş koduna belirli bir karakter karşılığı düşürürler. KEYB komutu basit anlamda klavyeden gönderilen her kod için uygun bir karakter atamakta kullanılan bir tabloyu yükler.Bu işlemi çok hızlı zaman içinde gerçekleştirdiğinden bize kolay bir iş gibi gelir.Ancak yukarıda anlatıldığı gibi karışık bir işlemi vardır.
Türleri :
Q Türkçe tuştakımı 91Q Klavye ve F Klavye (Türkçe Daktilo Klavyesi) olmak üzere iki şekilde sınıflandırılabilir.
- F Türkçe tuştakımı 91
Tuştakımı üzerinde numaralar, Kilitler (Caps Lock: Bir kez basıldığında sürekli büyük harf yazar. İkinci kez basıldığında sürekli küçük harf yazar, Num Lock: Klavyenin sağında bulunan Nümerik alanın aktif veya pasif olmasını sağlar, Scroll Lock), Özel Tuşlar (Alt, Shift, Control, Alt Gr).
Dizgeye (sistem) komut verme, veri girme bakımından tuştakımı sistemin en önemli giriş aygıtıdır. 101/102 tuşlu klasik ve 104 tuşlu win tuştakımı standarttır. Fişleri DIN veya USB bağlantılı olan tuştakımı kablosunun öbür ucu klavye kasası içinde yahut bir fiş şeklinde olabilir. Kablolu veya kablosuz kumandalı klavye setleri bulunmaktadır. Standart düzen QWERTY'dir.
Bölümleri:
Tuştakımını 5 bölümde inceleyebiliriz.
- Harf, rakam, işaretler bölümü,
- Sayı bölümü,en üstte Numlock, /, *, -, + ve Enter, onun yanında Del,
- Bunların arasında imleç bölümü, onun üzerinde Insert, Home, Pageup, Pagedown, End, Delete,
- Harf bölümü üzerinde dörtlü gruplar halinde işlev tuşları bölümü, F1-den F12'ye kadar ve onun yanında Print, Scroll Lock, Kesme tuşları,
- Yeni klavyelerde en üstte tarama butonları, eposta, media, calculator tuşları bölümü.
Harf bölümünde solda Tab, Caps Lock, sol Shift, sol Ctrl ve sağda Backspace, Enter, sağ Shift, sağ Ctrl, onun yanında Windows'un iki tuşu ve solda Boşluk tuşu bulunmaktadır. Sol üstte tek başına Esc tuşu vardır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Ana Sayfa

Home